Sepetim (0) Toplam: 0,00TL
%50
%50
Virginia Woolf - Virginia Woolf 5 Kitap Set (Çanta Hediyeli) | Sözcü Kitabevi

Virginia Woolf 5 Kitap Set (Çanta Hediyeli)

Liste Fiyatı : 97,00TL
İndirimli Fiyat : 48,50TL
Kazancınız : 48,50TL
Taksitli fiyat : 5 x 9,99TL
Satış adedi : 21
125 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo bedava!
1234567899633
4629525
Virginia Woolf  5 Kitap Set (Çanta Hediyeli)
Virginia Woolf 5 Kitap Set (Çanta Hediyeli)
Sia Kitap
48.50

1 - Perde Arası

1941’de, yazarın ölümünden sonra yayımlanan Perde Arası, Woolf’un son romanı olmasının yanı sıra, temelinde onun İkinci Dünya Savaşı’nın kızıştığı günlerde ağırlaşan depresyonundan izler taşıması açısından da dikkat çekiyor. Tek bir günde, İngiliz taşrasındaki bir malikânede geçen romanda ve içine yerleştirilmiş komedyada, İngiliz tarihiyle edebiyatının çeşitli dönemlerinden geçerek, hayatı gülünç ve ciddi yanlarıyla bir bütün olarak görüyoruz. Ömrünün son yapıtında Virginia Woolf’un üslubu en ustalıklı, en kaçamaklı, en gerçekdışı boyutuna ulaşıyor.

 

Seçkin Oliver ailesinin bahçesinde, her yıl olduğu gibi bağış toplamak için sahnelenen kostümlü oyunu, öncesi, sahnelenmesi ve sonrasıyla biz okurlar da izlerken, seyircilerin arasındaki bu soylu ailenin üyelerinin iç ve dış dünyaları arasındaki farklılıklara, dostluk ve sevgi dolu karmaşık ilişkilerine de tanık oluyoruz. İngiliz toplumuna kendi bilinç aynasını tutan Woolf’un son yapıtında, sınıf farklılıklarıyla cinsiyet konusu da her zamanki gibi önemli yere sahip. Farklı katmanlarda yer alanları, oyuncularla seyircileri, köylülerle seçkinleri bir araya getiren gösteride, geçmiş ile şimdiki zaman iç içe giriyor, tıpkı karakterlerin çevreleriyle iç dünyalarının iç içe girmesi gibi. Bir savaşın eşiğinde körüklenen duygularla yazılan Perde Arası, Woolf okuru için bir meydan okuma.

 

2 - Varolma Anları

Biz acımasızdık, serttik ve büyük ölçüde adaletsizdik; ama şimdi bile yakınmalarımızda bir gerçeklik payı olduğunu düşünüyorum; her iki tarafın da o sırada, bir kusurları olmadan, anlaşmaya varamamaları için yeterince neden bulunuyordu. Büyükbaban on yıl daha genç olsaydı ya da bizim yaşımız daha fazla olsaydı ya da müdahale edecek bir anne ya da kız kardeş bulunsaydı pek çok acının, öfkenin ve yalnızlığın önü alınırdı. Ama yine ölüm, güzel olabilecek şeyleri mahvetti.

 

Woolf’un tanımladığı gibi, ‘varoluş anları’, bireyin bilinçli yaşamının çoğuna egemen olan ve o anların içinde koruyucu bir örtü ile gerçeklikten ayrılan ‘yokluk’ durumlarının aksine, bireyin gerçeklik hissini tattığı anlardır. Varoluş anları, yaşanılan şokun, yapılan keşiflerin ya da aydınlanma anlarının sonucunda yaşanabilir. Virginia Woolf’un hayattayken yayımlatmadığı, ölümünden sonra terekesinde bulunan, gençliğinden başlayarak kaydettiği anıları, aileyle ilgili notları ve otobiyografik yazılarının toplandığı Varolma Anları, ölümünden sonra yayımlanan en önemli kitaplarından biridir.

3 - Mrs. Dalloway

Birinci Dünya Savaşı’nın bitimini izleyen günlerde, Londra’da, sıcak bir yaz günü. Clarissa Dalloway o akşam evinde vereceği büyük partiye hazırlanmaktadır. Hazırlıklar sürerken beklenmedik bir ziyaretçisi gelir: İlk aşkı Peter Walsh. Onun Hindistan’dan ani gelişi, Mrs. Dalloway’in zihninde geçmişin anılarını canlandırır. Bütün yaşamıyla birlikte ilişkileri ve tekdüze süren evliliğine götüren olaylar gözlerinin önüne bir bir gelir. Roman, kişisel deneyimlere dayalı olarak zamanın doğasını, hem Clarissa’nın hikâyesi, hem de iç içe geçmiş diğer hikâyelerin aracılığıyla ele alırken çeşitli karakterler arasında gidip gelir ve onların yaşadıklarını Mrs. Dalloway’in gününün içine yerleştirir. Woolf, ‘Clarissa Dalloway’in hayatında bir gün’ü, ustalıkla kullandığı bilinçakışı tekniğiyle anlattığı ve olayların neredeyse tümünün kahramanların bilinçaltında sürdüğü romanda geçmişin imgelerini bugünün imgelerine katıyor, dış dünyanı zorlamasıyla bastırılan arzuları incelikle işliyor. Unutmamak gerekir ki Mrs. Dalloway’in yazıldığı günlerde İngiltere’deki eski düzenin ve katı değerlerin sonu gelmektedir; İngilizler imparatorluğun tükenişini olduğu kadar kendi kişisel tükenişlerini de hissetmektedir. Roman, hayatı her bir karakterinin gözünden ve zihninden muhteşem bir açıyla sunarken, dönemin ruhunu da başarıyla yansıtıyor. Mrs. Dalloway, Virginia Woolf’un başyapıtı.

4 - Deniz Feneri

Şurada burada görülen hafif bir esinti dışında öyle güzel bir sabahtı ki deniz ve gök sanki tek bir dokuydu, sanki yelkenler göğe yükselmiş ya da bulutlar denize dökülmüştü. Denizin iyice açıklarında bir geminin dumanı gökte genişçe kıvrılmış, orayı süsleyerek, bükülerek, döne döne kalmıştı, sanki hava incecik bir tüldü de nesneleri yakalıyor ve onları nazikçe içinde tutuyor, sa- dece usul usul bir o yana bir bu yana sallıyordu. Havanın çok güzel olduğu bazı günlerde görüldüğü gibi, kayalar sanki gemilerin farkındaydılar, gemiler de sanki kayaların farkında, sanki kendilerine özgü bir işaretle haberleşiyorlardı. Bazen sahile çok yakın duran Fener bu sabah pusta çok çok uzaklarda görünüyordu.
 
Virginia Woolf’un yapıtları içinde özel bir yeri var Deniz Feneri’nin: En otobiyografik romanı. 19. yüzyıl sonlarındaki kendi çocukluğunun ve aile yaşamının yansımalarıyla işlenen roman, Time dergisi tarafından 1923’ten bu yana yazılmış en iyi 100 İngilizce roman arasında gösterilmişti. Birinci Dünya Savaşı öncesinde geçen olaylarda Ramsay ailesine ve konuklarına, ailenin İskoçya’da, Isle of Skye’daki deniz fenerini ziyaretlerine odaklanılıyor, sürekli ertelenen bu gezinin çerçevesinde, geleneksel, orta sınıf entelektüel bireyler, yetişkinler ve kadın-erkek arasındaki ilişkiler irdeleniyor. Sakin kurgusundan çok içgözlemleriyle öne çıkan roman, yazarın bilinçakışı tekniğini en yoğun kullandığı kitaplarından biri, belki başta geleni.

5 - Kendine Ait Bir Oda

“Ama kadınlar için diye düşündüm, boş raflara bakarak, bu güçlükler çok daha fazla ürkütücüydü. Bir kere, aile gerçekten varlıklı değilse, ya da soylu değilse bırakın sakin bir odayı ya da

ses geçirmez bir odayı, kendine ait bir odası olması bile söz konusu değildi kadının, on dokuzuncu yüzyılın başına kadar durum buydu. Evleneceği erkeğe verilen para, ki kızın babasının iyi niyetine bağlıydı bu, sadece üstüne başına yeterdi kızın, hepsi de yoksul erkekler olan Keats, Tennyson ya da Carlyle’ı avutan şeylerden bile yoksundu kız, bir gezintiden, Fransa’ya kısa bir yolculuktan, ne kadar perişan olsa da kendisini ailesinin taleplerinden ve baskılarından koruyan ayrı bir evden. Bu tür maddi zorluklar çok ürkütücüydü; ama maddi olmayanlar çok daha kötüydü. Keats ve Flaubert ve diğer üstün yetenekli adamlar dünyanın kendilerine kayıtsız kalmasına güç dayanıyorlardı, ama kadınlara baktığımızda bu kayıtsızlığın yerini düşmanlık alıyordu. Dünya kadına, erkeklere dediği gibi ‘İstersen yaz, umurumda değil’, demiyordu. Dünya kaba kaba gülerek, ‘Yazmak mı?’ diyordu. ‘Yazman ne işe yarıyor?’”

 

Virginia Woolf’un sesi, aradan neredeyse yüz yıl geçmesine rağmen, Kendine Ait Bir Oda’daki söylemiyle, düşünceleriyle, gücünü ve etkisini yitirmeden günümüze ulaşıyor.

  • Açıklama
    • 1 - Perde Arası

      1941’de, yazarın ölümünden sonra yayımlanan Perde Arası, Woolf’un son romanı olmasının yanı sıra, temelinde onun İkinci Dünya Savaşı’nın kızıştığı günlerde ağırlaşan depresyonundan izler taşıması açısından da dikkat çekiyor. Tek bir günde, İngiliz taşrasındaki bir malikânede geçen romanda ve içine yerleştirilmiş komedyada, İngiliz tarihiyle edebiyatının çeşitli dönemlerinden geçerek, hayatı gülünç ve ciddi yanlarıyla bir bütün olarak görüyoruz. Ömrünün son yapıtında Virginia Woolf’un üslubu en ustalıklı, en kaçamaklı, en gerçekdışı boyutuna ulaşıyor.

       

      Seçkin Oliver ailesinin bahçesinde, her yıl olduğu gibi bağış toplamak için sahnelenen kostümlü oyunu, öncesi, sahnelenmesi ve sonrasıyla biz okurlar da izlerken, seyircilerin arasındaki bu soylu ailenin üyelerinin iç ve dış dünyaları arasındaki farklılıklara, dostluk ve sevgi dolu karmaşık ilişkilerine de tanık oluyoruz. İngiliz toplumuna kendi bilinç aynasını tutan Woolf’un son yapıtında, sınıf farklılıklarıyla cinsiyet konusu da her zamanki gibi önemli yere sahip. Farklı katmanlarda yer alanları, oyuncularla seyircileri, köylülerle seçkinleri bir araya getiren gösteride, geçmiş ile şimdiki zaman iç içe giriyor, tıpkı karakterlerin çevreleriyle iç dünyalarının iç içe girmesi gibi. Bir savaşın eşiğinde körüklenen duygularla yazılan Perde Arası, Woolf okuru için bir meydan okuma.

       

      2 - Varolma Anları

      Biz acımasızdık, serttik ve büyük ölçüde adaletsizdik; ama şimdi bile yakınmalarımızda bir gerçeklik payı olduğunu düşünüyorum; her iki tarafın da o sırada, bir kusurları olmadan, anlaşmaya varamamaları için yeterince neden bulunuyordu. Büyükbaban on yıl daha genç olsaydı ya da bizim yaşımız daha fazla olsaydı ya da müdahale edecek bir anne ya da kız kardeş bulunsaydı pek çok acının, öfkenin ve yalnızlığın önü alınırdı. Ama yine ölüm, güzel olabilecek şeyleri mahvetti.

       

      Woolf’un tanımladığı gibi, ‘varoluş anları’, bireyin bilinçli yaşamının çoğuna egemen olan ve o anların içinde koruyucu bir örtü ile gerçeklikten ayrılan ‘yokluk’ durumlarının aksine, bireyin gerçeklik hissini tattığı anlardır. Varoluş anları, yaşanılan şokun, yapılan keşiflerin ya da aydınlanma anlarının sonucunda yaşanabilir. Virginia Woolf’un hayattayken yayımlatmadığı, ölümünden sonra terekesinde bulunan, gençliğinden başlayarak kaydettiği anıları, aileyle ilgili notları ve otobiyografik yazılarının toplandığı Varolma Anları, ölümünden sonra yayımlanan en önemli kitaplarından biridir.

      3 - Mrs. Dalloway

      Birinci Dünya Savaşı’nın bitimini izleyen günlerde, Londra’da, sıcak bir yaz günü. Clarissa Dalloway o akşam evinde vereceği büyük partiye hazırlanmaktadır. Hazırlıklar sürerken beklenmedik bir ziyaretçisi gelir: İlk aşkı Peter Walsh. Onun Hindistan’dan ani gelişi, Mrs. Dalloway’in zihninde geçmişin anılarını canlandırır. Bütün yaşamıyla birlikte ilişkileri ve tekdüze süren evliliğine götüren olaylar gözlerinin önüne bir bir gelir. Roman, kişisel deneyimlere dayalı olarak zamanın doğasını, hem Clarissa’nın hikâyesi, hem de iç içe geçmiş diğer hikâyelerin aracılığıyla ele alırken çeşitli karakterler arasında gidip gelir ve onların yaşadıklarını Mrs. Dalloway’in gününün içine yerleştirir. Woolf, ‘Clarissa Dalloway’in hayatında bir gün’ü, ustalıkla kullandığı bilinçakışı tekniğiyle anlattığı ve olayların neredeyse tümünün kahramanların bilinçaltında sürdüğü romanda geçmişin imgelerini bugünün imgelerine katıyor, dış dünyanı zorlamasıyla bastırılan arzuları incelikle işliyor. Unutmamak gerekir ki Mrs. Dalloway’in yazıldığı günlerde İngiltere’deki eski düzenin ve katı değerlerin sonu gelmektedir; İngilizler imparatorluğun tükenişini olduğu kadar kendi kişisel tükenişlerini de hissetmektedir. Roman, hayatı her bir karakterinin gözünden ve zihninden muhteşem bir açıyla sunarken, dönemin ruhunu da başarıyla yansıtıyor. Mrs. Dalloway, Virginia Woolf’un başyapıtı.

      4 - Deniz Feneri

      Şurada burada görülen hafif bir esinti dışında öyle güzel bir sabahtı ki deniz ve gök sanki tek bir dokuydu, sanki yelkenler göğe yükselmiş ya da bulutlar denize dökülmüştü. Denizin iyice açıklarında bir geminin dumanı gökte genişçe kıvrılmış, orayı süsleyerek, bükülerek, döne döne kalmıştı, sanki hava incecik bir tüldü de nesneleri yakalıyor ve onları nazikçe içinde tutuyor, sa- dece usul usul bir o yana bir bu yana sallıyordu. Havanın çok güzel olduğu bazı günlerde görüldüğü gibi, kayalar sanki gemilerin farkındaydılar, gemiler de sanki kayaların farkında, sanki kendilerine özgü bir işaretle haberleşiyorlardı. Bazen sahile çok yakın duran Fener bu sabah pusta çok çok uzaklarda görünüyordu.
       
      Virginia Woolf’un yapıtları içinde özel bir yeri var Deniz Feneri’nin: En otobiyografik romanı. 19. yüzyıl sonlarındaki kendi çocukluğunun ve aile yaşamının yansımalarıyla işlenen roman, Time dergisi tarafından 1923’ten bu yana yazılmış en iyi 100 İngilizce roman arasında gösterilmişti. Birinci Dünya Savaşı öncesinde geçen olaylarda Ramsay ailesine ve konuklarına, ailenin İskoçya’da, Isle of Skye’daki deniz fenerini ziyaretlerine odaklanılıyor, sürekli ertelenen bu gezinin çerçevesinde, geleneksel, orta sınıf entelektüel bireyler, yetişkinler ve kadın-erkek arasındaki ilişkiler irdeleniyor. Sakin kurgusundan çok içgözlemleriyle öne çıkan roman, yazarın bilinçakışı tekniğini en yoğun kullandığı kitaplarından biri, belki başta geleni.

      5 - Kendine Ait Bir Oda

      “Ama kadınlar için diye düşündüm, boş raflara bakarak, bu güçlükler çok daha fazla ürkütücüydü. Bir kere, aile gerçekten varlıklı değilse, ya da soylu değilse bırakın sakin bir odayı ya da

      ses geçirmez bir odayı, kendine ait bir odası olması bile söz konusu değildi kadının, on dokuzuncu yüzyılın başına kadar durum buydu. Evleneceği erkeğe verilen para, ki kızın babasının iyi niyetine bağlıydı bu, sadece üstüne başına yeterdi kızın, hepsi de yoksul erkekler olan Keats, Tennyson ya da Carlyle’ı avutan şeylerden bile yoksundu kız, bir gezintiden, Fransa’ya kısa bir yolculuktan, ne kadar perişan olsa da kendisini ailesinin taleplerinden ve baskılarından koruyan ayrı bir evden. Bu tür maddi zorluklar çok ürkütücüydü; ama maddi olmayanlar çok daha kötüydü. Keats ve Flaubert ve diğer üstün yetenekli adamlar dünyanın kendilerine kayıtsız kalmasına güç dayanıyorlardı, ama kadınlara baktığımızda bu kayıtsızlığın yerini düşmanlık alıyordu. Dünya kadına, erkeklere dediği gibi ‘İstersen yaz, umurumda değil’, demiyordu. Dünya kaba kaba gülerek, ‘Yazmak mı?’ diyordu. ‘Yazman ne işe yarıyor?’”

       

      Virginia Woolf’un sesi, aradan neredeyse yüz yıl geçmesine rağmen, Kendine Ait Bir Oda’daki söylemiyle, düşünceleriyle, gücünü ve etkisini yitirmeden günümüze ulaşıyor.

      Stok Kodu
      :
      1234567899633
      Boyut
      :
      13,5 x 19,5 cm
      Sayfa Sayısı
      :
      1028
      Basım Yeri
      :
      İstanbul
      Kapak Türü
      :
      Amerikan Bristol, Mat Selefon
      Kağıt Türü
      :
      60 gram, Holmen
      Dili
      :
      Türkçe
  • Taksit Seçenekleri
    • Akbank
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      48,50   
      48,50   
      2
      24,25   
      48,50   
      3
      16,41   
      49,23   
      4
      12,43   
      49,71   
      5
      10,04   
      50,20   
      Bonus Card
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      48,50   
      48,50   
      2
      24,25   
      48,50   
      3
      16,33   
      48,99   
      4
      12,37   
      49,47   
      5
      9,99   
      49,96   
      İş Bankası
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      48,50   
      48,50   
      2
      24,25   
      48,50   
      3
      16,41   
      49,23   
      4
      12,43   
      49,71   
      5
      10,04   
      50,20   
      Yapı ve Kredi Bankası
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      48,50   
      48,50   
      2
      24,25   
      48,50   
      3
      16,41   
      49,23   
      4
      12,43   
      49,71   
      5
      10,04   
      50,20   
      Diğer Bankalar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      48,50   
      48,50   
      2
      -   
      -   
      3
      -   
      -   
      4
      -   
      -   
      5
      -   
      -   
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat