Sepetim (0) Toplam: 0,00TL
%52
%52
Virginia Woolf - Virginia Woolf 3 Kitap Set | Sözcü Kitabevi

Virginia Woolf 3 Kitap Set

Liste Fiyatı : 53,00TL
İndirimli Fiyat : 25,00TL
Kazancınız : 28,00TL
1234567899642
4631423
Virginia Woolf 3 Kitap Set
Virginia Woolf 3 Kitap Set
Sia Kitap
25.00

1-Perde Arası

1941’de, yazarın ölümünden sonra yayımlanan Perde Arası, Woolf’un son romanı olmasının yanı sıra, temelinde onun İkinci Dünya Savaşı’nın kızıştığı günlerde ağırlaşan depresyonundan izler taşıması açısından da dikkat çekiyor. Tek bir günde, İngiliz taşrasındaki bir malikânede geçen romanda ve içine yerleştirilmiş komedyada, İngiliz tarihiyle edebiyatının çeşitli dönemlerinden geçerek, hayatı gülünç ve ciddi yanlarıyla bir bütün olarak görüyoruz. Ömrünün son yapıtında Virginia Woolf’un üslubu en ustalıklı, en kaçamaklı, en gerçekdışı boyutuna ulaşıyor.

Seçkin Oliver ailesinin bahçesinde, her yıl olduğu gibi bağış toplamak için sahnelenen kostümlü oyunu, öncesi, sahnelenmesi ve sonrasıyla biz okurlar da izlerken, seyircilerin arasındaki bu soylu ailenin üyelerinin iç ve dış dünyaları arasındaki farklılıklara, dostluk ve sevgi dolu karmaşık ilişkilerine de tanık oluyoruz. İngiliz toplumuna kendi bilinç aynasını tutan Woolf’un son yapıtında, sınıf farklılıklarıyla cinsiyet konusu da her zamanki gibi önemli yere sahip. Farklı katmanlarda yer alanları, oyuncularla seyircileri, köylülerle seçkinleri bir araya getiren gösteride, geçmiş ile şimdiki zaman iç içe giriyor, tıpkı karakterlerin çevreleriyle iç dünyalarının iç içe girmesi gibi. Bir savaşın eşiğinde körüklenen duygularla yazılan Perde Arası, Woolf okuru için bir meydan okuma.

2-Kendine Ait Bir Oda

“Ama kadınlar için diye düşündüm, boş raflara bakarak, bu güçlükler çok daha fazla ürkütücüydü. Bir kere, aile gerçekten varlıklı değilse, ya da soylu değilse bırakın sakin bir odayı ya da

ses geçirmez bir odayı, kendine ait bir odası olması bile söz konusu değildi kadının, on dokuzuncu yüzyılın başına kadar durum buydu. Evleneceği erkeğe verilen para, ki kızın babasının iyi niyetine bağlıydı bu, sadece üstüne başına yeterdi kızın, hepsi de yoksul erkekler olan Keats, Tennyson ya da Carlyle’ı avutan şeylerden bile yoksundu kız, bir gezintiden, Fransa’ya kısa bir yolculuktan, ne kadar perişan olsa da kendisini ailesinin taleplerinden ve baskılarından koruyan ayrı bir evden. Bu tür maddi zorluklar çok ürkütücüydü; ama maddi olmayanlar çok daha kötüydü. Keats ve Flaubert ve diğer üstün yetenekli adamlar dünyanın kendilerine kayıtsız kalmasına güç dayanıyorlardı, ama kadınlara baktığımızda bu kayıtsızlığın yerini düşmanlık alıyordu. Dünya kadına, erkeklere dediği gibi ‘İstersen yaz, umurumda değil’, demiyordu. Dünya kaba kaba gülerek, ‘Yazmak mı?’ diyordu. ‘Yazman ne işe yarıyor?’”

 

Virginia Woolf’un sesi, aradan neredeyse yüz yıl geçmesine rağmen, Kendine Ait Bir Oda’daki söylemiyle, düşünceleriyle, gücünü ve etkisini yitirmeden günümüze ulaşıyor.

3-Deniz Feneri

Şurada burada görülen hafif bir esinti dışında öyle güzel bir sabahtı ki deniz ve gök sanki tek bir dokuydu, sanki yelkenler göğe yükselmiş ya da bulutlar denize dökülmüştü. Denizin iyice açıklarında bir geminin dumanı gökte genişçe kıvrılmış, orayı süsleyerek, bükülerek, döne döne kalmıştı, sanki hava incecik bir tüldü de nesneleri yakalıyor ve onları nazikçe içinde tutuyor, sa- dece usul usul bir o yana bir bu yana sallıyordu. Havanın çok güzel olduğu bazı günlerde görüldüğü gibi, kayalar sanki gemilerin farkındaydılar, gemiler de sanki kayaların farkında, sanki kendilerine özgü bir işaretle haberleşiyorlardı. Bazen sahile çok yakın duran Fener bu sabah pusta çok çok uzaklarda görünüyordu.
 
Virginia Woolf’un yapıtları içinde özel bir yeri var Deniz Feneri’nin: En otobiyografik romanı. 19. yüzyıl sonlarındaki kendi çocukluğunun ve aile yaşamının yansımalarıyla işlenen roman, Time dergisi tarafından 1923’ten bu yana yazılmış en iyi 100 İngilizce roman arasında gösterilmişti. Birinci Dünya Savaşı öncesinde geçen olaylarda Ramsay ailesine ve konuklarına, ailenin İskoçya’da, Isle of Skye’daki deniz fenerini ziyaretlerine odaklanılıyor, sürekli ertelenen bu gezinin çerçevesinde, geleneksel, orta sınıf entelektüel bireyler, yetişkinler ve kadın-erkek arasındaki ilişkiler irdeleniyor. Sakin kurgusundan çok içgözlemleriyle öne çıkan roman, yazarın bilinçakışı tekniğini en yoğun kullandığı kitaplarından biri, belki başta geleni.

  • Açıklama
    • 1-Perde Arası

      1941’de, yazarın ölümünden sonra yayımlanan Perde Arası, Woolf’un son romanı olmasının yanı sıra, temelinde onun İkinci Dünya Savaşı’nın kızıştığı günlerde ağırlaşan depresyonundan izler taşıması açısından da dikkat çekiyor. Tek bir günde, İngiliz taşrasındaki bir malikânede geçen romanda ve içine yerleştirilmiş komedyada, İngiliz tarihiyle edebiyatının çeşitli dönemlerinden geçerek, hayatı gülünç ve ciddi yanlarıyla bir bütün olarak görüyoruz. Ömrünün son yapıtında Virginia Woolf’un üslubu en ustalıklı, en kaçamaklı, en gerçekdışı boyutuna ulaşıyor.

      Seçkin Oliver ailesinin bahçesinde, her yıl olduğu gibi bağış toplamak için sahnelenen kostümlü oyunu, öncesi, sahnelenmesi ve sonrasıyla biz okurlar da izlerken, seyircilerin arasındaki bu soylu ailenin üyelerinin iç ve dış dünyaları arasındaki farklılıklara, dostluk ve sevgi dolu karmaşık ilişkilerine de tanık oluyoruz. İngiliz toplumuna kendi bilinç aynasını tutan Woolf’un son yapıtında, sınıf farklılıklarıyla cinsiyet konusu da her zamanki gibi önemli yere sahip. Farklı katmanlarda yer alanları, oyuncularla seyircileri, köylülerle seçkinleri bir araya getiren gösteride, geçmiş ile şimdiki zaman iç içe giriyor, tıpkı karakterlerin çevreleriyle iç dünyalarının iç içe girmesi gibi. Bir savaşın eşiğinde körüklenen duygularla yazılan Perde Arası, Woolf okuru için bir meydan okuma.

      2-Kendine Ait Bir Oda

      “Ama kadınlar için diye düşündüm, boş raflara bakarak, bu güçlükler çok daha fazla ürkütücüydü. Bir kere, aile gerçekten varlıklı değilse, ya da soylu değilse bırakın sakin bir odayı ya da

      ses geçirmez bir odayı, kendine ait bir odası olması bile söz konusu değildi kadının, on dokuzuncu yüzyılın başına kadar durum buydu. Evleneceği erkeğe verilen para, ki kızın babasının iyi niyetine bağlıydı bu, sadece üstüne başına yeterdi kızın, hepsi de yoksul erkekler olan Keats, Tennyson ya da Carlyle’ı avutan şeylerden bile yoksundu kız, bir gezintiden, Fransa’ya kısa bir yolculuktan, ne kadar perişan olsa da kendisini ailesinin taleplerinden ve baskılarından koruyan ayrı bir evden. Bu tür maddi zorluklar çok ürkütücüydü; ama maddi olmayanlar çok daha kötüydü. Keats ve Flaubert ve diğer üstün yetenekli adamlar dünyanın kendilerine kayıtsız kalmasına güç dayanıyorlardı, ama kadınlara baktığımızda bu kayıtsızlığın yerini düşmanlık alıyordu. Dünya kadına, erkeklere dediği gibi ‘İstersen yaz, umurumda değil’, demiyordu. Dünya kaba kaba gülerek, ‘Yazmak mı?’ diyordu. ‘Yazman ne işe yarıyor?’”

       

      Virginia Woolf’un sesi, aradan neredeyse yüz yıl geçmesine rağmen, Kendine Ait Bir Oda’daki söylemiyle, düşünceleriyle, gücünü ve etkisini yitirmeden günümüze ulaşıyor.

      3-Deniz Feneri

      Şurada burada görülen hafif bir esinti dışında öyle güzel bir sabahtı ki deniz ve gök sanki tek bir dokuydu, sanki yelkenler göğe yükselmiş ya da bulutlar denize dökülmüştü. Denizin iyice açıklarında bir geminin dumanı gökte genişçe kıvrılmış, orayı süsleyerek, bükülerek, döne döne kalmıştı, sanki hava incecik bir tüldü de nesneleri yakalıyor ve onları nazikçe içinde tutuyor, sa- dece usul usul bir o yana bir bu yana sallıyordu. Havanın çok güzel olduğu bazı günlerde görüldüğü gibi, kayalar sanki gemilerin farkındaydılar, gemiler de sanki kayaların farkında, sanki kendilerine özgü bir işaretle haberleşiyorlardı. Bazen sahile çok yakın duran Fener bu sabah pusta çok çok uzaklarda görünüyordu.
       
      Virginia Woolf’un yapıtları içinde özel bir yeri var Deniz Feneri’nin: En otobiyografik romanı. 19. yüzyıl sonlarındaki kendi çocukluğunun ve aile yaşamının yansımalarıyla işlenen roman, Time dergisi tarafından 1923’ten bu yana yazılmış en iyi 100 İngilizce roman arasında gösterilmişti. Birinci Dünya Savaşı öncesinde geçen olaylarda Ramsay ailesine ve konuklarına, ailenin İskoçya’da, Isle of Skye’daki deniz fenerini ziyaretlerine odaklanılıyor, sürekli ertelenen bu gezinin çerçevesinde, geleneksel, orta sınıf entelektüel bireyler, yetişkinler ve kadın-erkek arasındaki ilişkiler irdeleniyor. Sakin kurgusundan çok içgözlemleriyle öne çıkan roman, yazarın bilinçakışı tekniğini en yoğun kullandığı kitaplarından biri, belki başta geleni.

      Stok Kodu
      :
      1234567899642
      Boyut
      :
      13,5 x 19,5
      Sayfa Sayısı
      :
      556
      Basım Yeri
      :
      İstanbul
      Baskı
      :
      1
      Kapak Türü
      :
      Amerikan Bristol, Mat Selefon
      Kağıt Türü
      :
      60 gram, Holmen
      Dili
      :
      Türkçe
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat