Sepetim (0) Toplam: 0,00TL
%65
%65
Emin Çölaşan - Sözcü Yazarlar 3 Kitap Set | Sözcü Kitabevi

Sözcü Yazarlar 3 Kitap Set

Liste Fiyatı : 84,00TL
İndirimli Fiyat : 29,40TL
Kazancınız : 54,60TL
Taksitli fiyat : 5 x 6,06TL
1234567899664
4636735
Sözcü Yazarlar 3 Kitap Set
Sözcü Yazarlar 3 Kitap Set
Sözcü Kitabevi
29.40

1-Sanık

Sanık: Emin Çölaşan
Suç: “Terör örgütüne (FETÖ) üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etmek!”
Hüküm: 3 yıl, 6 ay, 15 gün hapis.

Okuduğunuz hüküm politik bir parodinin abartılı senaryosu gibi görünse de maalesef Türkiye Cumhuriyeti mahkemeleri tarafından verilmiş bir karardır ve Türk hukuk tarihindeki en büyük kara lekelerden biridir.

Yazarımız Emin Çölaşan hakkında 2018 yılında FETÖ soruşturması açılmış ve bu soruşturma toplumun her kesiminden büyük bir tepki görmüştü.

İktidara yakın gazeteciler tarafından dahi eleştirilen bu soruşturma, ‘FETÖ davalarını sulandırmaktan başka bir işe yaramaz’ denilerek eleştirilmişti.  Zira bu soruşturmanın yalnızca, geçmişte Fetullahçı olarak bilinen, bugünün gazeteci görünümlü kriptoları tarafından alkışlanması da ‘sulandırma’ teorisinin gerçekliğini ortaya koyuyordu.

Soruşturma açılmasına rağmen kimse bu iftiranın davaya dönüşeceğine ihtimal vermiyordu, fakat soruşturma davaya dönüştü.

Ve dava sonucunda yukarıdaki hüküm verildi.

Gerekçe ironi yapılarak yazılmış bir yazı ve vicdani gerekçelerle yayımlanmış bir mektup.

Emin Çölaşan’ın bir iki yazısından seçtikleri cümlelerle soruşturmayı açan da, yargıya taşıyan da, onun hakkında hüküm veren de ve bu hükmü alkışlayan da en az bizler kadar Emin Çölaşan’ın kim olduğunu ve gerçeğin ne olduğunu biliyorlardı.

Yazarımız Emin Çölaşan Türkiye’nin en karanlık yıllarında, bugün cemaatin tezgahladığı operasyonlar olduğu bilinen; Ergenekon, Balyoz, Oda TV kumpaslarına karşı yazdığı yüzlerce yazıyla bu kumpasların ve bu örgütün karşısında durmuştur.

Ona dokunanın yandığı, “Hoca Efendi” denilerek önünde el pençe divan durulup itibar gördüğü günlerde, Fetullah Gülen ve onun örgütü hakkında yazdığı yazılarla örgütün iç yüzünü ortaya koymuştur. Yazdığı yazılar nedeniyle Fetullah Gülen ve örgütü tarafından defalarca dava edilmiştir.

Emin Çölaşan’ın mücadelesi yalnızca bu örgütün iç yüzünü ortaya dökmekten ibaret değildi. Arkadaşlarının bile yüz çevirdiği onlarca kumpas mağdurunun mektuplarını köşe yazılarında yayımlıyor ve seslerini duyuruyordu.

Bugün bir mektubu bahane ederek karar verenler, o günlerde devleti ele geçirerek binlerce masumun hayatına mal olan terör örgütünün mağdur ettiği insanların sesi kimdi, görmezden geliyorlardı.

Bu kitap Türkiye’nin en karanlık kumpas yıllarında, FETÖ terör örgütünün en güçlü olduğu, kimsenin haklarında yazmaya cesaret edemediği yıllarda (2009-2013) Emin Çölaşan’ın Fetullah Gülen ve örgütü hakkında yazdığı yazıların yalnızca bir bölümünden ibarettir.

Bu kitap, kamuoyunun 15 Temmuz kalkışma girişimi sonrası öğrendiği birçok gerçeğin, aslında Emin Çölaşan tarafından yıllar önce yazıldığının kanıtıdır.

Bu kitap gelecek nesillere ihanetle savaşın nasıl yapıldığını gösteren, gücün karşısında boyun eğmeden gerçeklerin nasıl ortaya koyulduğunu anlatan ve Türkiye’nin karanlık yıllarında neler yaşandığını gösteren bir arşivdir.

Bu kitap geçmişini unutup FETÖ ile mücadelenin başta gelen isimlerinden Emin Çölaşan’a iftira atanların yüzüne tokat gibi vurulacak bir belgedir.

2-Sevgiliye

Hayatımda ilk kez bir köşe yazısını okuduktan sonra resmen ağlamıştım. Belki inanmayacaksınız şimdi bu satırları yazarken bile gözlerim yaşarıyor. Urfalı Bekir işte budur... Mert adamdır.

Emin Çölaşan

 

Biz seni sadece muhteşem yazıların, yurtseverliğin, katıksız Atatürkçülüğün, Cumhuriyete olan sevdan, yiğit, cesur gazeteciliğin için sevmedik. Adam olduğun ve evrendeki
tüm canlılara gösterdiğin sevgi ve saygı nedeniyle de çok sevdik.

Uğur Dündar

 

Hassas ve sevecen bir kalbi vardı. Doğaya ve eşi Andree'ye âşıktı… Türkiye'nin yetiştirdiği en büyük yazarlardan biri olmanın ötesinde adam gibi adamdı…

Rahmi Turan

 

İlham kaynağımızdı. Bu mesleğin nasıl yapılması gerektiği konusunda rol modelimizdi.
Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük köşe yazarıydı.

Yılmaz Özdil

 

Orman yanar, herkes dumanı yazar. Alevi, ateşi yazar. Zararı, ziyanı yazar. Bekir, ağacı yazardı.

Necati Doğru

Kalemini halkı için kullanan lekesiz gazeteci…
Bizlere hep moral veren yiğit duruşun için teşekkür ederiz. Güle güle…

Soner Yalçın

3-İnan Kardeşim Kazanacağız!

“Değerli dostum Ataol Behramoğlu için "şiir yolculuğunun kaptanlığına soyunmuş şair" denir...

O, şairlerle, şiirlerle tüm insanlar arasında köprü olmuş, her insana şiiri anlatabilen büyük bir ustadır.

Ataol Ağabey, yaşadığımız salgın sürecinde "Korona günleri bize sağlığımız kadar, zamanın değerliliğini de bir kez daha kanıtladı…" diyerek çok yerinde bir tespitte bulundu.

18 Mart'tan şu satırları yazdığım güne kadar, Ege’deki bir sahil beldesinde, virüse yakalanmamak için gönüllü tecritteyim.

Kurallara uygun bir şekilde sağlığımı koruyup, yaşamımı sürdürmeye çalışırken, köşe yazılarımı da ihmal etmiyorum.

Neredeyse her gün yazıyorum.

İnsanoğlunun karşılaştığı en büyük felaketlerden biri olan Koronavirüs belası konusunda toplumu aydınlatıcı bilgileri paylaşmaya özen gösteriyorum.
Bu amaçla ülkemizin değerli bilim insanlarının görüşlerine de yer vermeye çalışıyorum.

Elinizdeki bu kitap, değerli kardeşim, meslektaşım Atilla Köprülüoğlu’nun günlerce uğraşıp bir araya getirdiği o yazılardan oluşuyor.


Bilge; “Hayatın amacı sadece mutlu olmak değildir. İşe yarar, onurlu ve merhametli olmaktır. Yaşadığın sürece bir fark yaratmaktır” der.

Virüs bir yandan ürkütürken, öte yandan da yaşamın, sevdiklerimizin, sevenlerimizin önemini çok daha iyi anlamamızı sağladı.

Yardımlaşmanın, dayanışmanın, birlik ve bütünlüğün de!..


Virüsle süren savaşımızda, Hipokrat yeminine sadık kalarak, canlarını hiçe sayıp, can kurtarmaya çalışan hekimlerimizin insanüstü gayretlerine hayran olduk.
Onlara gönüllerimizi açtık, kalplerimizin tüm ödüllerini verdik.

Bu yolda hayatlarından olan sağlık çalışanlarımıza aile bireylerimizden birini kaybetmiş gibi üzüldük…

Covi d-19 kurbanı yurttaşlarımızın acısını acımız saydık…

En zor anlarımızda hep yanı başımızda gördüğümüz fedakar, fazilet sahibi eczacılarımızın ve cephenin ön saflarında yer alan diğer meslek grupları temsilcilerinin özverili çabalarını hafızalarımıza hiç silinmemek üzere kaydettik.


Sevgili okurlarım,

İnsan için en değerli şey; hayattır…
Çünkü bir kere verilir insana o hayat!
Hayat aynı zamanda bir görevdir.
“Sağlığımızı korumak, kendimize iyi bakmak, sevdiklerimizle birlikte sağlıklı ve onurlu bir şekilde yaşamak” şeklinde tanımlayabileceğimiz bir görev...


Bu küresel salgın, diğerleri gibi, günün birinde mutlaka sonlanacak.
İşte o gün gelinceye kadar kurallara uymayı, yani sosyal mesafeyi, maske takmayı ve kişisel hijyeni asla ihmal etmeyeceğiz.
Temkini elden bırakmayacağız.
Umudun; insana “en tatlı gelen ve hayata bağlayan şey” olduğunu, umutsuzluğun insana yakışmadığını unutmadan!..”


(Uğur Dündar, Eylül 2020-İZMİR) 

  • Açıklama
    • 1-Sanık

      Sanık: Emin Çölaşan
      Suç: “Terör örgütüne (FETÖ) üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etmek!”
      Hüküm: 3 yıl, 6 ay, 15 gün hapis.

      Okuduğunuz hüküm politik bir parodinin abartılı senaryosu gibi görünse de maalesef Türkiye Cumhuriyeti mahkemeleri tarafından verilmiş bir karardır ve Türk hukuk tarihindeki en büyük kara lekelerden biridir.

      Yazarımız Emin Çölaşan hakkında 2018 yılında FETÖ soruşturması açılmış ve bu soruşturma toplumun her kesiminden büyük bir tepki görmüştü.

      İktidara yakın gazeteciler tarafından dahi eleştirilen bu soruşturma, ‘FETÖ davalarını sulandırmaktan başka bir işe yaramaz’ denilerek eleştirilmişti.  Zira bu soruşturmanın yalnızca, geçmişte Fetullahçı olarak bilinen, bugünün gazeteci görünümlü kriptoları tarafından alkışlanması da ‘sulandırma’ teorisinin gerçekliğini ortaya koyuyordu.

      Soruşturma açılmasına rağmen kimse bu iftiranın davaya dönüşeceğine ihtimal vermiyordu, fakat soruşturma davaya dönüştü.

      Ve dava sonucunda yukarıdaki hüküm verildi.

      Gerekçe ironi yapılarak yazılmış bir yazı ve vicdani gerekçelerle yayımlanmış bir mektup.

      Emin Çölaşan’ın bir iki yazısından seçtikleri cümlelerle soruşturmayı açan da, yargıya taşıyan da, onun hakkında hüküm veren de ve bu hükmü alkışlayan da en az bizler kadar Emin Çölaşan’ın kim olduğunu ve gerçeğin ne olduğunu biliyorlardı.

      Yazarımız Emin Çölaşan Türkiye’nin en karanlık yıllarında, bugün cemaatin tezgahladığı operasyonlar olduğu bilinen; Ergenekon, Balyoz, Oda TV kumpaslarına karşı yazdığı yüzlerce yazıyla bu kumpasların ve bu örgütün karşısında durmuştur.

      Ona dokunanın yandığı, “Hoca Efendi” denilerek önünde el pençe divan durulup itibar gördüğü günlerde, Fetullah Gülen ve onun örgütü hakkında yazdığı yazılarla örgütün iç yüzünü ortaya koymuştur. Yazdığı yazılar nedeniyle Fetullah Gülen ve örgütü tarafından defalarca dava edilmiştir.

      Emin Çölaşan’ın mücadelesi yalnızca bu örgütün iç yüzünü ortaya dökmekten ibaret değildi. Arkadaşlarının bile yüz çevirdiği onlarca kumpas mağdurunun mektuplarını köşe yazılarında yayımlıyor ve seslerini duyuruyordu.

      Bugün bir mektubu bahane ederek karar verenler, o günlerde devleti ele geçirerek binlerce masumun hayatına mal olan terör örgütünün mağdur ettiği insanların sesi kimdi, görmezden geliyorlardı.

      Bu kitap Türkiye’nin en karanlık kumpas yıllarında, FETÖ terör örgütünün en güçlü olduğu, kimsenin haklarında yazmaya cesaret edemediği yıllarda (2009-2013) Emin Çölaşan’ın Fetullah Gülen ve örgütü hakkında yazdığı yazıların yalnızca bir bölümünden ibarettir.

      Bu kitap, kamuoyunun 15 Temmuz kalkışma girişimi sonrası öğrendiği birçok gerçeğin, aslında Emin Çölaşan tarafından yıllar önce yazıldığının kanıtıdır.

      Bu kitap gelecek nesillere ihanetle savaşın nasıl yapıldığını gösteren, gücün karşısında boyun eğmeden gerçeklerin nasıl ortaya koyulduğunu anlatan ve Türkiye’nin karanlık yıllarında neler yaşandığını gösteren bir arşivdir.

      Bu kitap geçmişini unutup FETÖ ile mücadelenin başta gelen isimlerinden Emin Çölaşan’a iftira atanların yüzüne tokat gibi vurulacak bir belgedir.

      2-Sevgiliye

      Hayatımda ilk kez bir köşe yazısını okuduktan sonra resmen ağlamıştım. Belki inanmayacaksınız şimdi bu satırları yazarken bile gözlerim yaşarıyor. Urfalı Bekir işte budur... Mert adamdır.

      Emin Çölaşan

       

      Biz seni sadece muhteşem yazıların, yurtseverliğin, katıksız Atatürkçülüğün, Cumhuriyete olan sevdan, yiğit, cesur gazeteciliğin için sevmedik. Adam olduğun ve evrendeki
      tüm canlılara gösterdiğin sevgi ve saygı nedeniyle de çok sevdik.

      Uğur Dündar

       

      Hassas ve sevecen bir kalbi vardı. Doğaya ve eşi Andree'ye âşıktı… Türkiye'nin yetiştirdiği en büyük yazarlardan biri olmanın ötesinde adam gibi adamdı…

      Rahmi Turan

       

      İlham kaynağımızdı. Bu mesleğin nasıl yapılması gerektiği konusunda rol modelimizdi.
      Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük köşe yazarıydı.

      Yılmaz Özdil

       

      Orman yanar, herkes dumanı yazar. Alevi, ateşi yazar. Zararı, ziyanı yazar. Bekir, ağacı yazardı.

      Necati Doğru

      Kalemini halkı için kullanan lekesiz gazeteci…
      Bizlere hep moral veren yiğit duruşun için teşekkür ederiz. Güle güle…

      Soner Yalçın

      3-İnan Kardeşim Kazanacağız!

      “Değerli dostum Ataol Behramoğlu için "şiir yolculuğunun kaptanlığına soyunmuş şair" denir...

      O, şairlerle, şiirlerle tüm insanlar arasında köprü olmuş, her insana şiiri anlatabilen büyük bir ustadır.

      Ataol Ağabey, yaşadığımız salgın sürecinde "Korona günleri bize sağlığımız kadar, zamanın değerliliğini de bir kez daha kanıtladı…" diyerek çok yerinde bir tespitte bulundu.

      18 Mart'tan şu satırları yazdığım güne kadar, Ege’deki bir sahil beldesinde, virüse yakalanmamak için gönüllü tecritteyim.

      Kurallara uygun bir şekilde sağlığımı koruyup, yaşamımı sürdürmeye çalışırken, köşe yazılarımı da ihmal etmiyorum.

      Neredeyse her gün yazıyorum.

      İnsanoğlunun karşılaştığı en büyük felaketlerden biri olan Koronavirüs belası konusunda toplumu aydınlatıcı bilgileri paylaşmaya özen gösteriyorum.
      Bu amaçla ülkemizin değerli bilim insanlarının görüşlerine de yer vermeye çalışıyorum.

      Elinizdeki bu kitap, değerli kardeşim, meslektaşım Atilla Köprülüoğlu’nun günlerce uğraşıp bir araya getirdiği o yazılardan oluşuyor.


      Bilge; “Hayatın amacı sadece mutlu olmak değildir. İşe yarar, onurlu ve merhametli olmaktır. Yaşadığın sürece bir fark yaratmaktır” der.

      Virüs bir yandan ürkütürken, öte yandan da yaşamın, sevdiklerimizin, sevenlerimizin önemini çok daha iyi anlamamızı sağladı.

      Yardımlaşmanın, dayanışmanın, birlik ve bütünlüğün de!..


      Virüsle süren savaşımızda, Hipokrat yeminine sadık kalarak, canlarını hiçe sayıp, can kurtarmaya çalışan hekimlerimizin insanüstü gayretlerine hayran olduk.
      Onlara gönüllerimizi açtık, kalplerimizin tüm ödüllerini verdik.

      Bu yolda hayatlarından olan sağlık çalışanlarımıza aile bireylerimizden birini kaybetmiş gibi üzüldük…

      Covi d-19 kurbanı yurttaşlarımızın acısını acımız saydık…

      En zor anlarımızda hep yanı başımızda gördüğümüz fedakar, fazilet sahibi eczacılarımızın ve cephenin ön saflarında yer alan diğer meslek grupları temsilcilerinin özverili çabalarını hafızalarımıza hiç silinmemek üzere kaydettik.


      Sevgili okurlarım,

      İnsan için en değerli şey; hayattır…
      Çünkü bir kere verilir insana o hayat!
      Hayat aynı zamanda bir görevdir.
      “Sağlığımızı korumak, kendimize iyi bakmak, sevdiklerimizle birlikte sağlıklı ve onurlu bir şekilde yaşamak” şeklinde tanımlayabileceğimiz bir görev...


      Bu küresel salgın, diğerleri gibi, günün birinde mutlaka sonlanacak.
      İşte o gün gelinceye kadar kurallara uymayı, yani sosyal mesafeyi, maske takmayı ve kişisel hijyeni asla ihmal etmeyeceğiz.
      Temkini elden bırakmayacağız.
      Umudun; insana “en tatlı gelen ve hayata bağlayan şey” olduğunu, umutsuzluğun insana yakışmadığını unutmadan!..”


      (Uğur Dündar, Eylül 2020-İZMİR) 

      Stok Kodu
      :
      1234567899664
      Boyut
      :
      13.50x21.00
      Sayfa Sayısı
      :
      639
      Basım Yeri
      :
      İstanbul
      Kapak Türü
      :
      Ciltsiz
      Kağıt Türü
      :
      2. Hamur
      Dili
      :
      Türkçe
  • Taksit Seçenekleri
    • Akbank
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      29,40   
      29,40   
      2
      14,70   
      29,40   
      3
      9,95   
      29,84   
      4
      7,53   
      30,14   
      5
      6,09   
      30,43   
      Bonus Card
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      29,40   
      29,40   
      2
      14,70   
      29,40   
      3
      9,90   
      29,69   
      4
      7,50   
      29,99   
      5
      6,06   
      30,28   
      İş Bankası
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      29,40   
      29,40   
      2
      14,70   
      29,40   
      3
      9,95   
      29,84   
      4
      7,53   
      30,14   
      5
      6,09   
      30,43   
      Yapı ve Kredi Bankası
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      29,40   
      29,40   
      2
      14,70   
      29,40   
      3
      9,95   
      29,84   
      4
      7,53   
      30,14   
      5
      6,09   
      30,43   
      Diğer Bankalar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      29,40   
      29,40   
      2
      -   
      -   
      3
      -   
      -   
      4
      -   
      -   
      5
      -   
      -   
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat