Sepetim (0) Toplam: 0,00TL
Anadolu Nefesi 10 Kitap + Hediyeli
Anadolu Nefesi 10 Kitap + Hediyeli
Halk Kitabevi
64.99

1 - Anadolu'da Bir Nefes Hacı Bayram-ı Veli

Hacı Bayram-ı Velî, Müslüman Türk milletinin yetiştirdiği ve “ulu kişi” diye andığı insanlardan birisidir. Anadolu'nun göbeğinde, Ankara'da doğup büyümüş ve aldığı ciddi eğitim ile çevresine örnek olmuştur. Daha sonra “müderris” olarak Ankaralılara hizmetler vermiş, etkileri günümüze uzanan ve ismiyle anılan “Bayramiyye” tarikatının kurucusu olmuş bir manevi önderdir. Hacı Bayram-ı Velî Ankara'nın “sahibidir.”

Bu eserde Hacı Bayram-ı Velî her yönüyle ele alınmıştır. O'nun manevi/dini duruşu; İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam-ı Maturudi, Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş-ı Velî çizgisindeki çok önemli bir halkadır.

Hacı Bayram, doğru İslam'ı, Kur'an İslam'ını ve “Ben güzel ahlakı tamamlamak için dünyaya geldim” diyen Hazreti Muhammed'in sünnetini arı duru Türkçesi ile anlatan, öğrencilerine Arapça ve Farsçadan önemli eserleri çevirttiren bir manevi önderdir.

Hacı Bektaş-ı Velî'nin, “eline (iline/devletine), beline (sınırlarına/vatanına), diline (Türkçene) sahip çık!” Düsturuna Anadolu'nun ortasında, Ankara'da ses vermiştir. Ruhu şad olsun. Hacı Bayramların bu topraklara ektikleri “kardeşlik, sevgi, birlik ve bütünlük” tohumları hep yeşersin, daima yaşasın.

2 - Gönüller Sultanı Mevlana (Anadolu Müslümanları)

Anadolu'nun Türk ülkesi haline gelmesi anadolu Selçuklu Hükümdarı Alaeddin Keykubat döneminde başlar.
Rivayetlere göre Selçuklu askerleri sınırında bulunan bir Rum kalesini fethetmek üzere yol üzerindeki bir köye uğrar. Buarada, yıllar önce gelip yerleşmiş kadın erenlerden biri Türk askerlerin, sevinçle karşılar ve kendilerine ayran ikram eder.

Ama bütün asker ayran içmesine ve kapılarını doldurmalarına rağmen ayran bir türlü bitmez. Gelenler bunu yaşlı kadının ermişliğine bağlarlar ve bir keramet olarak yorumlarlar. Yaşlı Türk kadını bir yadnan ayranları askerlere ikram ederken bir yandan da şöyle der :

- Doldurun yiğitlerim, doldurun Gazilerim,

- Doldur Ana…

- Doldurun yavrularım…

- Ana dolu, Ana dolu…

Bu topraklar o gün bugündür Anadolu'dur. Kıyamete kadar da Anadolu olarak kalacaktır. Anadolu'nun bu ruh halini ona sağlayan Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaşi Veli, Ynus Emre ve Mevlana gibi "Anadolu Müslümanları" dediğimiz büyük manevi dinamikler vardır.

Anadolu Müslümanları ; Hazreti Ali (ra) ve Ehl-i Beyt sevgisini, kardeşliği, eşitliği, hakça bölüşmeyi, sevgiyi, barışı, hoşgörüyü, her tür haksızlığa karşı olamyı, ilmi düşünmeyi ilke dinmiş bir hayat anlayışı olarak bu topraklarda kendini buldu.

Anadolu Müslümanlarının öncülerini dört kitap olarak tasarladık. Ahmet Yesevi, Hacı Bektaşi Veli, Yunus Emre ve Mevlana'yı bi kez de insanımıza biz anlatalım istedik.

3 - Anadolu Ozanı Karacaoğlan

Anadolu'nun Türk ülkesi haline gelmesi Anadolu Selçuklu Hükümdarı Alaeddin Keykubat döneminde başlar. Rivayetlere göre Selçuklu askerleri sınırda bulunan bir Rum kalesini fethetmek üzere yol üzerindeki bir köye uğrar. Burada, yıllar önce gelip yerleşmiş kadın erenlerden biri Türk askerlerini sevinçle karşılar ve kendilerine ayran ikram eder.

Ama bütün asker ayran içmesine ve kaplarını doldurmalarına rağmen ayran bir türlü bitmez. Gelenler bunu yaşlı kadının ermişliğine bağlarlar ve bir keramet olarak yorumlarlar.

Yaşlı Türk kadını bir yandan ayranları askerlere ikram ederken bir yandan da şöyle der:

- Doldurun yiğitlerim, doldurun Gazilerim,

- Doldur Ana..

- Doldurun yavrularım..

- Ana dolu, Ana dolu..

Bu topraklar o gün bugündür Anadolu'dur. Kıyamete kadar da Anadolu olarak kalacaktır.
Anadolu'nun bu ruh halini ona sağlayan Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaşî Veli, Yunus Emre ve Mevlana gibi “Anadolu Müslümanları” dediğimiz büyük manevî dinamikler vardır. Anadolu Müslümanları; Hazreti Ali (ra) ve Ehl-i Beyt sevgisini, kardeşliği, eşitliği, hakça bölüşmeyi, sevgiyi, barışı, hoşgörüyü, her tür haksızlığa karşı olmayı, ilmi düşünmeyi ilke edinmiş bir hayat anlayışı olarak bu topraklarda kendini buldu.

4 - Aşık Veysel - Gönül Gözünde Binbir Renk


Adını anınca, akla ilk güzelim türkülerin, anlamı derin şiirlerin, Türkçenin bütün zenginliklerini ortaya koyan anlatım zenginliklerinin geldiği Aşık Veysel'i düz yazı ile anlatmak zor. Hatta olanaksız.

Şiir gibi yaşamış bir halk ozanın yaşamından kesitler sunduk.

Bir kişi en zorlu durumda bile gülebiliyorsa, güldürebiliyorsa; o, yaşama tutunmadaki en güçlü dayanaklara ulaşmış demektir.

Bir kişi kendisini doğadaki bütün canlıların bir parçası gibi görebiliyorsa, daldan bir yaprak düştüğünde içi kıpırdıyorsa; o, yaşamın en güçlü sırlarına ermiş demektir.

Bir kişi yüzlerce yıldır süregelen geleneklerin bir parçası olup çağın en yeni araçlarıyla barışık yaşıyorsa; o, değişimin gücünü görmüş demektir.

Bir kişi derdini, düşüncesini, hayalini herkesin anlayabileceği bir durulukta ifade etmeyi başarıyorsa; o, ruhuna ayna tutmayı başarmış demektir.

Bir kişi ölümü şiirle karşılayıp, yaşamın bir başka evresi görecek kadar ölümü aşmışsa; o, ölümsüzlüğe ulaşmış demektir.

Aşık Veysel şimdi bütün sevenlerin gönül köşklerinde…

Aşık Veysel şimdi bütün tomurcuklanan ağaçların özsularında…

Aşık Veysel şimdi Kızılırmak'ın toprak rengi sularında…

Aşık Veysel şimdi bütün insanlar kardeşçe yaşasındiyenlerin vicdanlarında…

Aşık Veysel şimdi baharda uyanan toprağın çiçek köklerinde…

Aşık Veysel şimdi dost sofralarında…

Aşık Veysel şimdi Hacıbektaş Veli'nin, Mevlana'nın, Yunus Emre'nin, Pir Sultan'ın yanında…

Aşık Veysel şimdi saz tellerinde…

Sivas ellerinde…

5 - İnanç ve İsyan Ozanı Pir Sultan Abdal

Türk Halk Edebiyatı'nın ana unsuru Alevi ozanlardır. Bu ozanlar içinde çağımızda öne çıkan ozan ise Pir Sultan Abdal'dır. Pir Sultan'ın bir Osmanlı paşası tarafından asılması, yaşadığı zamanda, Aleviler üzerine devlet politikası olarak uygulanan baskı, bir özdeşlik, bir benzerlik, bir yanlılık ortaya çıkarmıştır. Tasavvufi anlayış, 13., 14. ve 15. yüzyıllarda Anadolu'da çok yaygındı. Ahi Evren, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre ve Şeyh Bedreddin başlı başına ekollerdi diyebiliriz.

16. yüzyıldan itibaren ise durağanlık görülür. Bu yüzyılda ortaya çıktığı düşünülen Pir Sultan'ın şiirlerinin ana temasını da tasavvufi algıdan uzak tutmak mümkün değildir. Pir Sultan'a ait 131 şiir tespit edilebilmektedir. Bu şiirlerin ise sadece dokuzu “din dışı” gösterilmektedir. Bu şiirlerin yanı sıra, Pir Sultan, Pir Sultan Abdal, Sultan Pir Abdal mahlaslarıyla en az yedi Pir Sultan'dan bahsedebiliriz.

Bizim konumuz olan, asılan Banazlı Pir Sultan, bir başka Pir Sultan Abdal'ın adını mı almıştır, yoksa gerçek Pir Sultan Abdal odur ve onunla kendilerini özdeşleştirenler deyişlerini ona mı mal etmişlerdir?

Pir Sultan asıldığı için, Türk geleneğinde görüldüğü üzerine, -zamanımızın ağıtlarında karşımıza çıkar- “ölen kişi”nin ağzından şiirler söylenmiştir. Bu şiirleri, teknik ayırıma tabi tutsak bile bir “dava” peşinde olduğu için Pir Sultan üzerinden topluma yansıtmak mahzurlu görülmemiştir. Aynı mahlasla söylenmiş şiirlerin sayısı 450'yi bulur. Kitabımızda, son araştırmaların ışığında Pir Sultan Abdal'ı bir yere mal etmeden, bir “ozan” olarak ortaya koymaya çalıştık. Yine, çağının meselelerinden uzak olmadığı hususları vurgulamaktan da geri kalmadık. Çünkü bu vurguyla zamanımızla örtüşen tarafları da işaret etmiş olduk.

6 - Dadaloğlu

Halk şairi Dadaloğlu, Çamlıbel'in koçyiğidi Köroğlu'ndan iki asır sonar yaşar. Torosların gür sesi Karacaoğlan kadar güçlü bir halk şairidir. Onunla ilgili çalışmalarda onun şiirinin gücünden çok Osmanlının iskan politikasına karşı koymasının haklı ve haksızlığı konu edilmiştir. Bununla birlikte ve öte Dadaloğlu saz şairi geleneğinin kahramanlık ve lirizm duygularının hakim olduğu şiirleriyle öne çıkmaktadır. Onun yalın ve duru sevda şiirleri, yurt güzellemeleri ve kavga şiirleri hayatının bir yansımasıdır.

Onu çağdaşlarından ayıran en belirgin özelliği dilinin şehir kültüründen uzak, yalın ve saf olmasıdır. Çağdaşlarındaki bilgiç üslup ve kültür dilini onda görmek mümkün değildir. O sert tabiatın hüküm sürdüğü dağların ve kendine özgü yaşantısı ve devlete boyun eğmeyen aşiretinin şairidir. Onun oldukça meşhur şu koşması söylenilenlerin ispatıdır.

Kalktı göç eyledi Avşar elleri
Ağır ağır giden eller bizimdir
Arap atlar yakın eder ırağı
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir

Belimizde kılıcımız Kirmani
Taşı deler mızrağımın temreni
Hakkımızda devlet etmiş fermanı
Ferman padişahın, dağlar bizimdir

Dadaloğlu'm birgün kavga kurulur
Öter tüfek davlumbazlar vurulur
Nice koçyiğitler yere serilir
Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir

7 - Yunus Emre Şiirleri

Anadolu'nun Türk ülkesi haline gelmesi Anadolu Selçuklu Hükümdarı Alaeddin Keykubat döneminde başlar. Rivayetlere göre Selçuklu askerleri sınırda bulunan bir Rum kalesini fethetmek üzere yol üzerindeki bir köye uğrar. Burada, yıllar önce gelip yerleşmiş kadın erenlerden biri Türk askerlerini sevinçle karşılar ve kendilerine ayran ikram eder.

Ama bütün asker ayran içmesine ve kaplarını doldurmalarına rağmen ayran bir türlü bitmez. Gelenler bunu yaşlı kadının ermişliğine bağlarlar ve bir keramet olarak yorumlarlar.

Yaşlı Türk kadını bir yandan ayranları askerlere ikram ederken bir yandan da şöyle der:

- Doldurun yiğitlerim, doldurun Gazilerim,
- Doldur Ana..
- Doldurun yavrularım..
- Ana dolu, Ana dolu..

Bu topraklar o gün bugündür Anadolu'dur. Kıyamete kadar da Anadolu olarak kalacaktır. Anadolu'nun bu ruh halini ona sağlayan Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaşî Veli, Yunus Emre ve Mevlâna gibi “Anadolu Müslümanları” dediğimiz büyük manevî dinamikler vardır. Anadolu Müslümanları; Hazreti Ali (ra) ve Ehl-i Beyt sevgisini, kardeşliği, eşitliği, hakça bölüşmeyi, sevgiyi, barışı, hoşgörüyü, her tür haksızlığa karşı olmayı, ilmi düşünmeyi ilke edinmiş bir hayat anlayışı olarak bu topraklarda kendini buldu.

Anadolu Müslümanlarının öncülerini dört kitap olarak tasarladık. Ahmet Yesevi, Hacı Bektaşî Veli, Yunus Emre ve Mevlana'yı bir kez de insanımıza biz anlatalım istedik.

8 - Aşık Seyrani

9 - Köroğlu

10 - Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli

 

  • Açıklama
    • 1 - Anadolu'da Bir Nefes Hacı Bayram-ı Veli

      Hacı Bayram-ı Velî, Müslüman Türk milletinin yetiştirdiği ve “ulu kişi” diye andığı insanlardan birisidir. Anadolu'nun göbeğinde, Ankara'da doğup büyümüş ve aldığı ciddi eğitim ile çevresine örnek olmuştur. Daha sonra “müderris” olarak Ankaralılara hizmetler vermiş, etkileri günümüze uzanan ve ismiyle anılan “Bayramiyye” tarikatının kurucusu olmuş bir manevi önderdir. Hacı Bayram-ı Velî Ankara'nın “sahibidir.”

      Bu eserde Hacı Bayram-ı Velî her yönüyle ele alınmıştır. O'nun manevi/dini duruşu; İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam-ı Maturudi, Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş-ı Velî çizgisindeki çok önemli bir halkadır.

      Hacı Bayram, doğru İslam'ı, Kur'an İslam'ını ve “Ben güzel ahlakı tamamlamak için dünyaya geldim” diyen Hazreti Muhammed'in sünnetini arı duru Türkçesi ile anlatan, öğrencilerine Arapça ve Farsçadan önemli eserleri çevirttiren bir manevi önderdir.

      Hacı Bektaş-ı Velî'nin, “eline (iline/devletine), beline (sınırlarına/vatanına), diline (Türkçene) sahip çık!” Düsturuna Anadolu'nun ortasında, Ankara'da ses vermiştir. Ruhu şad olsun. Hacı Bayramların bu topraklara ektikleri “kardeşlik, sevgi, birlik ve bütünlük” tohumları hep yeşersin, daima yaşasın.

      2 - Gönüller Sultanı Mevlana (Anadolu Müslümanları)

      Anadolu'nun Türk ülkesi haline gelmesi anadolu Selçuklu Hükümdarı Alaeddin Keykubat döneminde başlar.
      Rivayetlere göre Selçuklu askerleri sınırında bulunan bir Rum kalesini fethetmek üzere yol üzerindeki bir köye uğrar. Buarada, yıllar önce gelip yerleşmiş kadın erenlerden biri Türk askerlerin, sevinçle karşılar ve kendilerine ayran ikram eder.

      Ama bütün asker ayran içmesine ve kapılarını doldurmalarına rağmen ayran bir türlü bitmez. Gelenler bunu yaşlı kadının ermişliğine bağlarlar ve bir keramet olarak yorumlarlar. Yaşlı Türk kadını bir yadnan ayranları askerlere ikram ederken bir yandan da şöyle der :

      - Doldurun yiğitlerim, doldurun Gazilerim,

      - Doldur Ana…

      - Doldurun yavrularım…

      - Ana dolu, Ana dolu…

      Bu topraklar o gün bugündür Anadolu'dur. Kıyamete kadar da Anadolu olarak kalacaktır. Anadolu'nun bu ruh halini ona sağlayan Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaşi Veli, Ynus Emre ve Mevlana gibi "Anadolu Müslümanları" dediğimiz büyük manevi dinamikler vardır.

      Anadolu Müslümanları ; Hazreti Ali (ra) ve Ehl-i Beyt sevgisini, kardeşliği, eşitliği, hakça bölüşmeyi, sevgiyi, barışı, hoşgörüyü, her tür haksızlığa karşı olamyı, ilmi düşünmeyi ilke dinmiş bir hayat anlayışı olarak bu topraklarda kendini buldu.

      Anadolu Müslümanlarının öncülerini dört kitap olarak tasarladık. Ahmet Yesevi, Hacı Bektaşi Veli, Yunus Emre ve Mevlana'yı bi kez de insanımıza biz anlatalım istedik.

      3 - Anadolu Ozanı Karacaoğlan

      Anadolu'nun Türk ülkesi haline gelmesi Anadolu Selçuklu Hükümdarı Alaeddin Keykubat döneminde başlar. Rivayetlere göre Selçuklu askerleri sınırda bulunan bir Rum kalesini fethetmek üzere yol üzerindeki bir köye uğrar. Burada, yıllar önce gelip yerleşmiş kadın erenlerden biri Türk askerlerini sevinçle karşılar ve kendilerine ayran ikram eder.

      Ama bütün asker ayran içmesine ve kaplarını doldurmalarına rağmen ayran bir türlü bitmez. Gelenler bunu yaşlı kadının ermişliğine bağlarlar ve bir keramet olarak yorumlarlar.

      Yaşlı Türk kadını bir yandan ayranları askerlere ikram ederken bir yandan da şöyle der:

      - Doldurun yiğitlerim, doldurun Gazilerim,

      - Doldur Ana..

      - Doldurun yavrularım..

      - Ana dolu, Ana dolu..

      Bu topraklar o gün bugündür Anadolu'dur. Kıyamete kadar da Anadolu olarak kalacaktır.
      Anadolu'nun bu ruh halini ona sağlayan Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaşî Veli, Yunus Emre ve Mevlana gibi “Anadolu Müslümanları” dediğimiz büyük manevî dinamikler vardır. Anadolu Müslümanları; Hazreti Ali (ra) ve Ehl-i Beyt sevgisini, kardeşliği, eşitliği, hakça bölüşmeyi, sevgiyi, barışı, hoşgörüyü, her tür haksızlığa karşı olmayı, ilmi düşünmeyi ilke edinmiş bir hayat anlayışı olarak bu topraklarda kendini buldu.

      4 - Aşık Veysel - Gönül Gözünde Binbir Renk


      Adını anınca, akla ilk güzelim türkülerin, anlamı derin şiirlerin, Türkçenin bütün zenginliklerini ortaya koyan anlatım zenginliklerinin geldiği Aşık Veysel'i düz yazı ile anlatmak zor. Hatta olanaksız.

      Şiir gibi yaşamış bir halk ozanın yaşamından kesitler sunduk.

      Bir kişi en zorlu durumda bile gülebiliyorsa, güldürebiliyorsa; o, yaşama tutunmadaki en güçlü dayanaklara ulaşmış demektir.

      Bir kişi kendisini doğadaki bütün canlıların bir parçası gibi görebiliyorsa, daldan bir yaprak düştüğünde içi kıpırdıyorsa; o, yaşamın en güçlü sırlarına ermiş demektir.

      Bir kişi yüzlerce yıldır süregelen geleneklerin bir parçası olup çağın en yeni araçlarıyla barışık yaşıyorsa; o, değişimin gücünü görmüş demektir.

      Bir kişi derdini, düşüncesini, hayalini herkesin anlayabileceği bir durulukta ifade etmeyi başarıyorsa; o, ruhuna ayna tutmayı başarmış demektir.

      Bir kişi ölümü şiirle karşılayıp, yaşamın bir başka evresi görecek kadar ölümü aşmışsa; o, ölümsüzlüğe ulaşmış demektir.

      Aşık Veysel şimdi bütün sevenlerin gönül köşklerinde…

      Aşık Veysel şimdi bütün tomurcuklanan ağaçların özsularında…

      Aşık Veysel şimdi Kızılırmak'ın toprak rengi sularında…

      Aşık Veysel şimdi bütün insanlar kardeşçe yaşasındiyenlerin vicdanlarında…

      Aşık Veysel şimdi baharda uyanan toprağın çiçek köklerinde…

      Aşık Veysel şimdi dost sofralarında…

      Aşık Veysel şimdi Hacıbektaş Veli'nin, Mevlana'nın, Yunus Emre'nin, Pir Sultan'ın yanında…

      Aşık Veysel şimdi saz tellerinde…

      Sivas ellerinde…

      5 - İnanç ve İsyan Ozanı Pir Sultan Abdal

      Türk Halk Edebiyatı'nın ana unsuru Alevi ozanlardır. Bu ozanlar içinde çağımızda öne çıkan ozan ise Pir Sultan Abdal'dır. Pir Sultan'ın bir Osmanlı paşası tarafından asılması, yaşadığı zamanda, Aleviler üzerine devlet politikası olarak uygulanan baskı, bir özdeşlik, bir benzerlik, bir yanlılık ortaya çıkarmıştır. Tasavvufi anlayış, 13., 14. ve 15. yüzyıllarda Anadolu'da çok yaygındı. Ahi Evren, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre ve Şeyh Bedreddin başlı başına ekollerdi diyebiliriz.

      16. yüzyıldan itibaren ise durağanlık görülür. Bu yüzyılda ortaya çıktığı düşünülen Pir Sultan'ın şiirlerinin ana temasını da tasavvufi algıdan uzak tutmak mümkün değildir. Pir Sultan'a ait 131 şiir tespit edilebilmektedir. Bu şiirlerin ise sadece dokuzu “din dışı” gösterilmektedir. Bu şiirlerin yanı sıra, Pir Sultan, Pir Sultan Abdal, Sultan Pir Abdal mahlaslarıyla en az yedi Pir Sultan'dan bahsedebiliriz.

      Bizim konumuz olan, asılan Banazlı Pir Sultan, bir başka Pir Sultan Abdal'ın adını mı almıştır, yoksa gerçek Pir Sultan Abdal odur ve onunla kendilerini özdeşleştirenler deyişlerini ona mı mal etmişlerdir?

      Pir Sultan asıldığı için, Türk geleneğinde görüldüğü üzerine, -zamanımızın ağıtlarında karşımıza çıkar- “ölen kişi”nin ağzından şiirler söylenmiştir. Bu şiirleri, teknik ayırıma tabi tutsak bile bir “dava” peşinde olduğu için Pir Sultan üzerinden topluma yansıtmak mahzurlu görülmemiştir. Aynı mahlasla söylenmiş şiirlerin sayısı 450'yi bulur. Kitabımızda, son araştırmaların ışığında Pir Sultan Abdal'ı bir yere mal etmeden, bir “ozan” olarak ortaya koymaya çalıştık. Yine, çağının meselelerinden uzak olmadığı hususları vurgulamaktan da geri kalmadık. Çünkü bu vurguyla zamanımızla örtüşen tarafları da işaret etmiş olduk.

      6 - Dadaloğlu

      Halk şairi Dadaloğlu, Çamlıbel'in koçyiğidi Köroğlu'ndan iki asır sonar yaşar. Torosların gür sesi Karacaoğlan kadar güçlü bir halk şairidir. Onunla ilgili çalışmalarda onun şiirinin gücünden çok Osmanlının iskan politikasına karşı koymasının haklı ve haksızlığı konu edilmiştir. Bununla birlikte ve öte Dadaloğlu saz şairi geleneğinin kahramanlık ve lirizm duygularının hakim olduğu şiirleriyle öne çıkmaktadır. Onun yalın ve duru sevda şiirleri, yurt güzellemeleri ve kavga şiirleri hayatının bir yansımasıdır.

      Onu çağdaşlarından ayıran en belirgin özelliği dilinin şehir kültüründen uzak, yalın ve saf olmasıdır. Çağdaşlarındaki bilgiç üslup ve kültür dilini onda görmek mümkün değildir. O sert tabiatın hüküm sürdüğü dağların ve kendine özgü yaşantısı ve devlete boyun eğmeyen aşiretinin şairidir. Onun oldukça meşhur şu koşması söylenilenlerin ispatıdır.

      Kalktı göç eyledi Avşar elleri
      Ağır ağır giden eller bizimdir
      Arap atlar yakın eder ırağı
      Yüce dağdan aşan yollar bizimdir

      Belimizde kılıcımız Kirmani
      Taşı deler mızrağımın temreni
      Hakkımızda devlet etmiş fermanı
      Ferman padişahın, dağlar bizimdir

      Dadaloğlu'm birgün kavga kurulur
      Öter tüfek davlumbazlar vurulur
      Nice koçyiğitler yere serilir
      Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir

      7 - Yunus Emre Şiirleri

      Anadolu'nun Türk ülkesi haline gelmesi Anadolu Selçuklu Hükümdarı Alaeddin Keykubat döneminde başlar. Rivayetlere göre Selçuklu askerleri sınırda bulunan bir Rum kalesini fethetmek üzere yol üzerindeki bir köye uğrar. Burada, yıllar önce gelip yerleşmiş kadın erenlerden biri Türk askerlerini sevinçle karşılar ve kendilerine ayran ikram eder.

      Ama bütün asker ayran içmesine ve kaplarını doldurmalarına rağmen ayran bir türlü bitmez. Gelenler bunu yaşlı kadının ermişliğine bağlarlar ve bir keramet olarak yorumlarlar.

      Yaşlı Türk kadını bir yandan ayranları askerlere ikram ederken bir yandan da şöyle der:

      - Doldurun yiğitlerim, doldurun Gazilerim,
      - Doldur Ana..
      - Doldurun yavrularım..
      - Ana dolu, Ana dolu..

      Bu topraklar o gün bugündür Anadolu'dur. Kıyamete kadar da Anadolu olarak kalacaktır. Anadolu'nun bu ruh halini ona sağlayan Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaşî Veli, Yunus Emre ve Mevlâna gibi “Anadolu Müslümanları” dediğimiz büyük manevî dinamikler vardır. Anadolu Müslümanları; Hazreti Ali (ra) ve Ehl-i Beyt sevgisini, kardeşliği, eşitliği, hakça bölüşmeyi, sevgiyi, barışı, hoşgörüyü, her tür haksızlığa karşı olmayı, ilmi düşünmeyi ilke edinmiş bir hayat anlayışı olarak bu topraklarda kendini buldu.

      Anadolu Müslümanlarının öncülerini dört kitap olarak tasarladık. Ahmet Yesevi, Hacı Bektaşî Veli, Yunus Emre ve Mevlana'yı bir kez de insanımıza biz anlatalım istedik.

      8 - Aşık Seyrani

      9 - Köroğlu

      10 - Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli

       

      Stok Kodu
      :
      1234567899244
      Boyut
      :
      13.50x21.00
      Kapak Türü
      :
      Ciltsiz
      Kağıt Türü
      :
      2. Hamur
      Dili
      :
      Türkçe
  • Taksit Seçenekleri
    • Akbank
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      64,99   
      64,99   
      2
      32,50   
      64,99   
      3
      21,99   
      65,96   
      4
      16,65   
      66,61   
      5
      13,45   
      67,26   
      Bonus Card
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      64,99   
      64,99   
      2
      32,50   
      64,99   
      3
      21,88   
      65,64   
      4
      16,57   
      66,29   
      5
      13,39   
      66,94   
      İş Bankası
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      64,99   
      64,99   
      2
      32,50   
      64,99   
      3
      21,99   
      65,96   
      4
      16,65   
      66,61   
      5
      13,45   
      67,26   
      Yapı ve Kredi Bankası
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      64,99   
      64,99   
      2
      32,50   
      64,99   
      3
      21,99   
      65,96   
      4
      16,65   
      66,61   
      5
      13,45   
      67,26   
      Diğer Bankalar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      64,99   
      64,99   
      2
      -   
      -   
      3
      -   
      -   
      4
      -   
      -   
      5
      -   
      -   
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat