1 - Satranç

Mart 1938'de, Almanya'nın Avusturya'yı ilhak etmesinden sonra Gestapo, pek çok manastırın malvarlığını yöneten Viyanalı ünlü avukat Dr. B.'yi tutuklar. Manastırların servetinin yerini söyletmek isteyen Gestapo tarafından tek başına bir otel odasında tecrit edilen avukat, aylarca sorgulayıcılarından başka kimseyle konuşamaz. 4. ayın sonunda, sorgulamaya götürüldüğü bir gün, bekleme odasında tesadüfen bulduğu bir kitabı çalar. Yalnızlığına son verecek bir roman bulduğunu umarsa da elindeki, satranç tekniklerini öğreten bir kitaptır. Önce kareli yatak örtüsünü ve ekmekten hazırladığı satranç taşlarını kullanarak öğrenmeye başladığı bu oyunda giderek ustalaşır. Bütün oyunları ezberler, kafasında yepyeni oyunlar kurar, gecesi gündüzü satrançla dolar. Tam bir soyutlanma içinde yaşarken aklını kaçırmamayı ancak böyle başarırsa da bu uğraşı sinir krizi geçirmesini engellemez. Serbest kaldıktan sonra Arjantin'e gitmek üzere New York'tan bindiği gemide bir dünya şampiyonu da vardır: 21 yaşındaki, eğitimsiz köylü Mirko Czentovic. Hiç istemediği halde bu şampiyonla bir karşılaşma yapar. İki satranç ustasının düellosuyla doruğa ulaşan anlatım, aynı zamanda nasyonal sosyalizmin ve faşizmin koyu bir eleştirisine dönüşür.

Stefan Zweig'ın başyapıtı sayılan Satranç, dünya edebiyatının klasikleri arasındadır.

“Yargıcın önüne her çıkarılışta bekletiliyordum: Bu bekletme de yöntemin bir parçasıydı. Önce, seslenerek, hücreden gece yarısı ansızın alarak sinirlerimizi bozuyorlardı; sonra, insan kendini sorguya hazırladıktan, direnmek için aklını ve iradesini biledikten sonra bekletiyorlardı, sorguya almadan önce bir saat, iki saat, üç saat anlamsızca, mantıksızca bekletiyorlardı, amaç bedenimizi yormak, ruhumuzu yıpratmaktı.”

 

2 - Bir Kadının Hayatından 24 Saat

Riviera'da eşi ve iki kızıyla tatil yapan 33 yaşındaki Henriette bir gece ansızın ortadan kaybolur. Kusursuz bir evliliği olduğu sanılan genç kadının, nasıl ve neden ortadan kaybolduğu dedikodu konusu olur. Pansiyonda kalanların hepsi kadını yargılamaya başlar, ancak anlatıcımız onu savununca tartışma alevlenir; masadaki yaşlı ve zarif bir İngiliz hanımefendi de anlatıcıya, gençliğinde başından geçen unutulmaz, inanılmaz bir 24 saatin hikayesini anlatmakta ısrarcı olur. Bu 24 saat içinde hissettiklerinin bir saniyesi bile aklından çıkmamıştır. Bu kadının yaşadıklarını neden bir yabancıyla paylaştığını Zweig en sonda açıklar. Stefan Zweig, başarılı bir karakter yaratıcısı; diğer yapıtlarında olduğu gibi burada da müthiş bir gözlem gücüyle, kahramanlarının iç dünyalarını okurun gözlerinin önüne seriyor, inandırıyor ve etkiliyor.

 

3 - Korku

Sekiz yıllık evli olan iki çocuk annesi bir kadın, genç bir piyanistle yaşadığı gönül macerasının ortaya çıkması ihtimali belirince, halka halka büyüyen bir korku girdabına kapılır. Sahip olduklarını üstelik bir hiç uğruna kaybetmenin ezinci içinde kıvranırken, cezasını çekebileceği bir suçu kabullenmeye çoktan razıdır. Stefan Zweig'dan insanın duygu dünyasındaki kapanların çapraşıklığını tüm duruluğuyla ortaya seren harika bir novella.

 

4 - Ay Işığı Sokağı - Yürek Çöküntüsü

Kitaptaki iki novelladan biri olan Ay Işığı Sokağı'nda olaylar Fransa'nın küçük bir liman kentinde geçer. Kendisini Almanya'ya götürecek treni bekleyen bir yabancı, liman bölgesinde ay ışığının aydınlattığı sokaklarda dolaşırken bir meyhaneye girer. Orada tanıştığı garson kız ve sonradan içeriye gelen bir erkek, beklenmedik bir hikâyenin kahramanları olurlar.

Yürek Çöküntüsü ise, eşi ve 19 yaşındaki kızı Erna ile tatile çıkan varlıklı işadamı Salomonsohn'un hikâyesidir. İtalya'ya giden aile bir otele yerleşir. Rahatsızlandığı bir gece kalkıp koridora çıkan Salomonsohn, kızı Erna'nın gizlice odasına döndüğünü görür. Ama ne kızını sorguya çeker ne de karısına söz eder gördüklerinden. İçi içini yer, kızını baştan çıkaran erkeğin oteldeki üç züppeden hangisi olabileceğini düşünüp durur. Kızının karıştığı bu olayı aklından çıkaramayan Salomonsohn kuşkular içinde kıvranırken hem ailesinden hem de hayattan uzaklaşır, hatta bu uzaklaşması nefrete dönüşür. Yürek Çöküntüsü, dile getirilemeyen düşüncelerle, duygularla gitgide zehirlenen Zweig karakterlerinin yer aldığı en etkileyici örneklerden biri.

 

5 - Yakan Sır

Geçirdiği hastalığın ardından annesiyle birlikte dinlenmek için bir dağ kasabasına giden on iki yaşındaki Edgar, otelde yakışıklı ve genç bir soyluyla arkadaş olur. Oysa çapkın baron aslında çocukla değil güzel bir kadın olan annesiyle ilgilenmektedir. Kendini yetişkinliğin sınırında hisseden Edgar için baronla arkadaş olmak, çocukluktan çıkıp büyüklerin dünyasına adım atmak demektir. Bu yalnız ve sağlıksız çocuk hayallerle gerçekler arasında gidip gelirken, annesiyle baron da birbirlerine yaklaşırlar. Büyük bir sır paylaştıklarına inandığı bu iki yetişkinden kuşkulanan ve sevgi gösterdiği kişilerin ihanetine uğradığına inanan Edgar, çocukluğun hayaller âleminden çıkıp yabancı ve bilinmez bir dünyanın eşiğinden ister istemez geçecektir. Ancak büyümenin sandığı kadar kolay olmadığını acı bir deneyimle öğrenecektir.

Stefan Zweig'ın en etkileyici novellalarından olan Yakan Sır, insan ruhunun gizli köşelerine uzanan, zaaflarına ayna tutan bir küçük mücevher.

Stok Kodu
1234567899168
Boyut
13.50x19.50
Sayfa Sayısı
500
Basım Yeri
İstanbul
Kapak Türü
Ciltsiz
Kağıt Türü
2. Hamur
Dili
Türkçe
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat