1 - Dönüşüm

Franz Kafka'ya göre bir kitap, “içimizdeki donmuş denize indirilen bir balta gibi” olmalıdır. 20. yüzyıl edebiyatına damgasını vuran Dönüşüm, Kafka öyle nitelememiş olsa da, tam da böyle bir kitaptır.

Dönüşüm'ün, günümüz bireyinin ve toplumunun kâbuslarını etkileyici bir ironiyle sunan, hem dehşet verici hem de grotesk olan kurgusu, yaratılan atmosferle ve Kafka'nın vurucu cümleleriyle birleşir ve Kafka, okuru hem her cümlesinde zorlar, kıskacına alır, hem de onu özgür bırakmayı başarır. Bir gecede böceğe dönüşen Gregor Samsa'nın öyküsü, inanılmaz olduğu kadar inandırıcıdır da.

Elias Canetti, Dönüşüm'ü “20. yüzyılın birkaç kusursuz sanat eserinden biri” sayar ve onu Kafka'nın bile aşamadığını ifade eder. Bu kusursuzluk, Kafka'nın kullandığı sade ve minimalist üslubun, okura aynı zamanda olağanüstü zenginlikte bir imge yelpazesi sunmasında yatar.

İlk yayımlanışının üzerinden yüz yıl geçmesine rağmen Kafka'nın Dönüşüm'ü, olağanüstü öyküsüyle, dili ve derinliğiyle okuru etkilemeye devam ediyor. Kitabı okuyanlar kendi “dönüşüm”lerini bulduğu sürece de devam edecek gibi görünüyor...

2 - Milena'ya Mektuplar

Franz Kafka, Milena'yı 1920 yılının başlarında, Prag'da, edebiyatçıların toplandığı bir kafede tanıdı. Milena 24 yaşında genç bir gazeteciydi, Kafka ise 38'ini sürüyordu. Milena'nın onun yapıtlarını Çekçeye çevirme arzusu ikisinin yakınlaşmasıyla sonuçlandı, çok geçmeden de defalarca buluşmaları ve mektuplaşmalarıyla birlikte derin ama umutsuz bir aşka dönüştü. Umutsuz, çünkü Milena evliydi. Umutsuz, çünkü Milena Viyana'da, Kafka Prag'da yaşıyor, sık sık tüberküloz hastalığının tedavisi için sanatoryumlara yatıyordu. Milena ile Kafka'nın mektuplaşması, hem bir aşk romanı hem de Kafka'nın çaresizliğinin, hastalığının, karamsarlığının, Yahudilik hakkındaki düşüncelerinin ve toplumla ilişkisinin bir özetidir. Kafka, yıllarca çektiği hastalığı sonucu Prag'da öldü. Milena'nın yaşamı ise Ravensbrück toplama kampında 1944 yılında son buldu. “Canlı bir ateş gibi o,” diye yazmıştı Kafka, arkadaşı Max Brod'a bir mektubunda, “böylesini hiç görmedim.” Bu umutsuz ilişkiye noktayı koyan Kafka oldu. “Umut etmemek, umut etmekten daha fazla cesaret gerektirir” diyen Kafka bu cesareti göstermişti.

3 - Bir Kardeş Cinayeti

Yalnızlık, duyarsızlık, zulüm ve kişinin çaresizliği üzerine yazsa da ince bir zekâyı belli eden nüktedanlığı ile de en önemli yazarlardan biri olagelmiş; suç, yabancılaşma ve sorumluluk gibi temaları derinlemesine işlemiş Kafka'nın en etkileyici öykülerinden özel bir seçki.

Sanat için izleyicilerinin önünde aç kalan bir açlık sanatçısının, fare halkının zorlu yaşamı içinde tek şarkı söyleyebilen Josefine'in çektiklerinin, bir kardeş cinayetinin, bir taşra doktorunun, maskesi düşen bir sahtekârın ve daha nicelerinin hikayeleri...

4 - Ceza Sömürgesi

Franz Kafka'nın Ceza Sömürgesi, garip ve ürpertici atmosferiyle, okuyana, “neyse ki bir rüyaymış” demeyi istetecek denli tedirgin ediciliğiyle ve en önemlisi suç ve ceza arasındaki ilişkiye farklı bir bakış açısı getirmesiyle dikkat çekiyor.

Adı verilmeyen bir adada, ıssız ve bunaltıcı bir vadide, acımasız bir zekâyla kurgulanmış bir mekanizmanın, suçlu ya da suçsuz olmasına bakılmaksızın, savunması alınmaksızın mahkûm kılınmış insanları bürokratik bir katılıkla ve doğal kabul edilen bir yaklaşımla “cezalandırdığı” bir törene, suskun bir gezginle birlikte tanık olur okur. Bir yanda duygusal açıdan olaya mesafeli duran ‘tanık' gezgin, öbür yanda yasama, yürütme ve yargı yetkilerini kendinde toplamış ve bu sorumluluğu kendini kurban etme derecesine vardıran subay. İkisi arasındaki tezat, edilgenlik/etkenlik, kuşku/inanç, akıl/duygu gibi zıt kavramları mercek altına alıyor ve bunları gerçeklikle baş etmenin karşıt olasılıkları olarak okura sunuyor.

Birinci Dünya Savaşı'nın başladığı sırada kaleme alınan bu uzun öykü, aynı zamanda 20. yüzyılla birlikte patlak veren, insanın insana karşı totaliter bir acımasızlık sergilediği ve bütün Avrupa'yı etkisine alan şiddet yüklü atmosferin, kendisi bilincinde olmasa da, Praglı Kafka'yı da nasıl eline geçirdiğinin izlerini taşıyor.

“Ayrıca mahkûm öyle köpek gibi itaatkâr görünüyordu ki, sanki bayırlarda dolaşsın diye serbest bırakılsa idam başlarken geri dönmesi için ıslık çalmak yeterli olacaktı.”

5 - Akbaba

“Kafka'nın en tartışılamaz erdemi, dayanılmaz durumlar yaratmasıdır. Ebediyen yaşayan yapıtlar yaratmak için birkaç satır yazmak onun için yeterlidir. Örneğin, ‘Hayvan, sahibinin elinden kırbacı çekip alır ve kendisi sahibe dönüşmek için kendini cezalandırır ve bunun kırbaçta oluşan yeni bir düğümün yarattığı bir yanılsamadan başka bir şey olmadığını anlayamaz.' Ya da, ‘Tapınağı leoparlar istila eder ve kadehlerden şarap içerler; bu birçok kez tekrarlanır, sonunda ne olacağı önceden bilinir ve tapınaktaki ayinin bir parçası haline gelir.' Kafka'da esas olan öykünün gelişimi ya da psikolojik etki değil konunun kendisi ve ortamdır. Bu nedenle öyküleri romanlarından önceliklidir; bu nedenle de bu öykü seçkisinin eşsiz yazarın değerini tam olarak ortaya koyduğunu iddia etme hakkı doğar.”

- Jorge Luis Borges

 

Stok Kodu
1234567899167
Boyut
13.50x19.50
Sayfa Sayısı
690
Basım Yeri
İstanbul
Kapak Türü
Ciltsiz
Kağıt Türü
2. Hamur
Dili
Türkçe
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat